Akademik kitapta 'tanınmış yayınevi' ne demek? Mevzuat, kriterler ve yayınevi tarafı
Yazarlar soruyor: 'Bu kitap doçentlikte sayılır mı?' Tanımın mevzuattaki yeri, Danıştay kararlarıyla değişen hâli, ÜAK tarafındaki kriterler ve bir yayınevinin bu statüye nasıl hazırlandığı.
Akademik kitap basan her yayınevi bu soruyu duyar: “Sizin yayınevinizden çıkan kitap doçentlikte sayılır mı?” Yazar için bu soru kariyer sorusudur; yayınevi için ise çoğu zaman net cevabı olmayan bir sorudur — çünkü cevap tek bir listede değil, iki ayrı düzenlemenin kesişiminde durur ve son yıllarda birkaç kez değişti.
Bu yazı üç şeyi ayırıyor: mevzuatta ne yazıyor, ÜAK tarafında ne aranıyor, ve bir yayınevi bu statüye nasıl hazırlanır.
Önce ayrım: iki farklı düzenleme, iki farklı soru
Karışıklığın kaynağı, tek bir “tanınmış yayınevi” kuralı olduğu sanısıdır. Oysa iki ayrı çerçeve var:
- Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği — akademisyenin yıllık teşvik puanını hesaplar. “Tanınmış ulusal/uluslararası yayınevi” tanımı burada geçer.
- ÜAK doçentlik başvuru şartları — doçentlik başvurusunda kitabın ve kitap bölümünün nasıl puanlanacağını belirler; her yıl güncellenen tablolarla yürür.
Bir kitap bu ikisinde farklı karşılık bulabilir. Yazara “sayılır” ya da “sayılmaz” demeden önce hangi başvurudan söz ettiğini sormak, yayınevinin verebileceği en dürüst ilk cevaptır.
Mevzuattaki tanımlar — ve neden bugün dikkatli konuşmak gerekiyor
Akademik Teşvik Ödeneği Yönetmeliği’nin tanımlar maddesinde iki kavram tanımlanmıştı:
- Tanınmış ulusal yayınevi: en az beş yıldır ulusal düzeyde düzenli faaliyet yürüten, daha önce aynı alanda farklı yazarlara ait en az yirmi kitap yayımlamış yayınevi.
- Tanınmış uluslararası yayınevi: en az beş yıldır uluslararası düzeyde düzenli faaliyet yürüten, Türkçe dışındaki dillerde aynı alanda farklı yazarlara ait en az yirmi kitap yayımlamış yayınevi.
Bu tanımlar yargı kararlarıyla değişti. Danıştay Sekizinci Dairesi’nin 14/6/2022 tarihli kararıyla tanımlardaki “yükseköğretim kurumu senatosunun kararıyla alanında etkinliği ve saygınlığı kabul edilen” ibaresi iptal edildi (İDDK’nın 5/4/2023 tarihli kararıyla kesinleşti). Ulusal yayınevi tanımını taşıyan (k) bendi ise Sekizinci Daire’nin 3/4/2024 tarihli, E.2021/6094 – K.2024/2115 sayılı kararıyla iptal edildi; iptal, İDDK’nın 8/9/2025 tarihli E.2024/2221 – K.2025/1570 sayılı kararıyla kesinleşti.
Bu yüzden yukarıdaki cümleleri bir başvuruda dayanak olarak kullanmayın. Metin, kararların yürürlük etkileri ve idarenin yaptığı düzenlemeler zaman içinde değişiyor. Bir başvuru anında bakılacak yer ikidir: mevzuat.gov.tr’deki güncel konsolide metin ve üniversitenizin o faaliyet yılına ait akademik teşvik uygulama usul ve esasları. Kesin cevap her zaman kurumunuzun akademik teşvik komisyonundadır.
Dolaşan “tanınmış yayınevi listeleri” ne kadar bağlayıcı?
İnternette çok sayıda “Tanınmış Ulusal/Uluslararası Yayınevleri Listesi” dolaşıyor; büyük kısmı üniversitelerin kendi duyuru sayfalarından çıkıyor. Bunlar kurum içi uygulamayı gösterir, merkezî ve bağlayıcı bir liste değildir. Bir üniversitenin komisyonunun kabul ettiği bir yayınevi, başka bir üniversitede aynı sonucu doğurmayabilir.
Yayınevi olarak “listedeyiz” demeden önce hangi listede olduğunuzu ve o listenin kim tarafından yayımlandığını söyleyin. Yazarın kendi kurumunun uygulamasına bakması gerektiğini de ekleyin — bu, kaybettiren değil güven kazandıran bir cümledir.
ÜAK tarafı: kitap ve kitap bölümü
Doçentlik tarafında bilinmesi gereken üç nokta var.
Kitap ve kitapta bölüm aynı kategoride değerlendiriliyor. ÜAK’ın düzenlemesiyle ulusal/uluslararası kitap ve kitap bölümü aynı başlık altında toplandı; hangi ağırlıkla puanlandığı ise başvurulan temel alanın tablosuna bağlı.
Kitap bölümünde iki ek şart aranıyor. Bir bölümün puanlanabilmesi için kitaptaki eserlerin tamamının başvurulan bilim alanından olması ve kitabın editörünün YÖKSİS’e kayıtlı öğretim üyesi (Prof. Dr., Doç. Dr. veya Dr. Öğr. Üyesi) olması bekleniyor. Bu iki şart, derleme kitapları yayımlayan yayınevlerini doğrudan ilgilendirir: bölüm çağrısının kapsamı ve editör seçimi, kitabın akademik karşılığını doğrudan belirler.
Eşik puan. Doçentlik başvurusunda toplam en az 100 puan gerekiyor ve bunun en az 90’ının doktora sonrası çalışmalardan gelmesi bekleniyor. Yani tek bir kitabın “sayılıp sayılmaması” nadiren tek başına belirleyicidir — ama dosyanın dengesini kurar.
Bu tabloların her yıl güncellendiğini unutmayın; yazara verdiğiniz bilgiyi “bu yılki tabloya göre” diye kayıtlamak hem doğru hem koruyucudur.
Asıl soru: bir yayınevi bu statüye nasıl hazırlanır?
İnternette bu sorunun cevabı neredeyse hiç yazılmamış — hep yazar tarafından, “hangi yayınevine göndermeliyim” diye yazılmış. Oysa yayınevi tarafında yapılacak somut işler var ve hepsi kataloğun nasıl kurulduğuyla ilgili.
1. Kanıtlanabilir süreklilik. “En az beş yıl düzenli faaliyet” bir beyan değil, bir kayıt zinciridir: yayımcı sertifikası, ISBN kayıtları ve yıllara yayılmış kesintisiz bir katalog. Yılda bir kitap çıkarıp iki yıl susan bir yayınevi, beş yılı doldurmuş sayılsa bile “düzenli faaliyet” tanımında zorlanır. Resmî ayakları ISBN, bandrol ve yayımcı sertifikası yazısında toplamıştık.
2. Farklı yazarlara ait, aynı alanda katalog. Kriterdeki iki niteleyici birlikte okunmalı: kitaplar farklı yazarlara ait olacak ve aynı alanda olacak. Tek bir yazarın yirmi kitabı bu eşiği karşılamaz; yirmi ayrı alandan yirmi kitap da karşılamaz. Bu, katalog kompozisyonunun bilinçli kurulması gereken bir karar olduğu anlamına gelir — yayın kurulunun gündemine “hangi alanda derinleşiyoruz” sorusu olarak girmelidir.
3. Alan tutarlılığı ve künye disiplini. Her kitabın hangi bilim alanına ait olduğu, kimin yazarı ve kimin editörü olduğu, hangi yıl yayımlandığı — bunların hepsi kataloğun kendisinde, kitabın kaydında durmalı. Ayrı bir Excel’de tutulan liste, üç yıl sonra bir başvuru dosyası hazırlarken güncel olmaz. (Kitap kaydının anatomisi)
4. Belgelenebilir değerlendirme süreci. Statü tartışmalarının arkasındaki asıl soru şudur: bu kitap gerçekten değerlendirildi mi? Yayın kurulu kararı, hakem raporu, revizyon turları ve kabul yazısı kayıtlıysa, yazarın “bu kitap hakemli mi?” sorusuna belgeyle cevap verirsiniz. Süreç kaydının başvuru dosyasına nasıl dönüştüğünü TR Dizin yazısında dergi tarafı için anlatmıştık; kitap tarafında mantık aynıdır.
5. Ücret politikasında şeffaflık. Yazardan katkı payı alınıyorsa bunun açıkça yazılması, statü tartışmasında yayınevini zayıflatmaz — gizlenmesi zayıflatır. Başvuru sürecinde bu sorunun neden ilk sorulması gerektiğini ayrı bir yazıda ele aldık.
Yazara ne söylemeli?
Dürüst ve işe yarayan cevap üç cümledir: yayınevinin faaliyet süresi ve katalog kompozisyonu nedir; kitabın hangi değerlendirme sürecinden geçtiği belgelenebilir mi; ve son karar yazarın kendi kurumunun akademik teşvik komisyonuna aittir.
“Kesinlikle sayılır” demek kolaydır ve bir kez yanlış çıktığında yayınevinin itibarına yıllarca mal olur. Belgeye dayanan bir cevap, iddiadan her zaman daha ağır basar.
Kataloğunuzun bu soruya kendi kendine cevap verebilir hâle gelmesini istiyorsanız — hangi kitap, hangi alanda, hangi yazarla, hangi değerlendirme sürecinden geçerek yayımlandı — demo talep edin; eser kaydını ve süreç geçmişini kendi kataloğunuz üzerinden birlikte inceleyelim.