Hakem bulmak neden bu kadar zorlaştı?
Bir makaleye hakem bulmak için 20'den fazla davet gönderen editörler artık istisna değil. Hakemlik sisteminin yorgunluğunu sayılarla ele alıyor, editörlerin elindeki gerçekçi seçenekleri tartışıyoruz.
Her dergi editörünün ezbere bildiği bir sahne: makale ön incelemeden geçti, sıra hakem atamada. İki uygun isim belirlendi, davetler gitti. Bir hafta sessizlik. Biri kibarca reddetti, diğeri hiç cevap vermedi. Yeni isimler, yeni davetler, yeni bekleyişler… Takvim işliyor, yazar “sürecim ne durumda?” diye soruyor ve editör, asıl işi olan editörlüğü değil, bir tür davet lojistiğini yürütüyor.
Bu sahne yalnızca sizin derginizde yaşanmıyor. Veriler, sorunun küresel ve yapısal olduğunu söylüyor.
Sayılarla hakem yorgunluğu
Davetlerin kabul edilme oranı yıllardır düşüyor. Ekoloji ve evrim alanındaki altı derginin uzun dönemli verisinde, sonuçlanan davet oranı 2003’te %56 iken 2015’te %37’ye inmiş. Daha güncel bir örnek: PRiMER dergisinin 2017-2025 davet verisi, kabul oranının 2020’deki %56 zirvesinden 2024’te %36’ya düştüğünü, üstelik daveti kabul edenlerin raporu tamamlama oranının da %89’dan %76’ya gerilediğini gösteriyor.
Editör tarafındaki karşılığı, Acta Odontologica Scandinavica’nın editoryal yazısı net biçimde koyuyor: 2006-2010 döneminde bir makale için 2-3 hakem davet etmek yeterliyken, 2019-2024’te bu sayı 6-7’ye çıkmış; iki hakem bulmak için 20’den fazla araştırmacıya davet göndermek artık olağandışı değil.
Peki hakemler nazlanıyor mu? Tam tersi — yük gerçekten büyüdü. IOP Publishing’in 2024 araştırmasına göre araştırmacıların yarısı son üç yılda hakemlik taleplerinin arttığını söylüyor. Ve bu emeğin ölçeği çarpıcı: 2021 tarihli bir çalışma, dünyadaki hakemlerin yalnızca 2020 yılında değerlendirmelere 100 milyon saatten fazla — yaklaşık 15 bin yıl — harcadığını hesaplıyor. Karşılıksız, çoğu zaman görünmez bir emek bu.
Özet: davet başına verim düşüyor, hakem başına yük artıyor. İki eğri ters yönde ve makas açılıyor.
Editörün elindekiler: neyi değiştirebilirsiniz?
Küresel eğilimi tek bir dergi tersine çeviremez. Ama editörün kontrolündeki alan sanıldığından geniş; çünkü sorunun bir katmanı küresel yorgunluksa, bir katmanı da yerel süreç kayıplarıdır.
Havuzunuzu tanıyın. Çoğu dergide “hakem havuzu” aslında editörün hafızası artı dağınık bir liste. Kim hangi konularda değerlendiriyor, şu an kaç aktif görevi var, geçmişte kaç davete ne cevap verdi, ortalama kaç günde döndü? Bu bilgiler kayıtlıysa doğru daveti ilk seferde göndermek mümkün olur. Nasirus’taki hakem önerileri de gücünü bu kayıttan alır; zaten üç görevi bekleyen hakemi dördüncüyle yormak, hem hakemin hem sürecin aleyhinedir.
Kayıt engelini kaldırın. Davetin kabulünü düşüren görünmez etkenlerden biri, “değerlendirme için şu sisteme üye olun” adımıdır. Alan dışından ya da yurt dışından bir isim için yeni bir hesap açmak, küçük ama gerçek bir bariyerdir. Dış hakemin hesap açmadan, kendisine özel güvenli bir bağlantıyla dosyayı görüp raporunu yazabilmesi bu bariyeri sıfırlar.
Hatırlatmayı ve B planını otomatikleştirin. Gecikme, kovalanmadığı için büyür. Nazik hatırlatma belli günde kendiliğinden gitmeli; makul süre aşıldığında görev otomatik iptal olup havuzdan yedek hakem önerilmelidir. Editörün burada işi kovalamak değil, yalnızca önerilen yedeği onaylamak olmalı.
Emeği görünür kılın. Hakemlik performansının — dönüş süresi, tamamlanan görev sayısı — kayıt altında olması yalnızca süreç yönetimi için değil, teşekkür için de gereklidir. Yıl sonunda dergisine düzenli emek vermiş hakemlere yazılacak bir teşekkür yazısının listesi, sistemden bir raporla çıkabilmelidir.
Davet metninin küçümsenen gücü
Bir ayrıntı daha var ki maliyeti sıfır, etkisi ölçülebilir: davetin kendisi.
Kötü davet tanıdıktır: konu satırında “Hakemlik talebi”, gövdede eserin yalnızca başlığı, teslim tarihi belirsiz, dosya “kabul ederseniz göndeririz” diye saklı. Bu daveti alan araştırmacı karar için gereken hiçbir bilgiye sahip değildir — ve belirsizlik karşısında en kolay cevap sessizliktir.
İyi davet, karar bilgisini önden verir: eserin özeti (çift-kör düzene uygun biçimde), beklenen değerlendirme kapsamı, tahmini süre (“raporun ortalama 2-3 saat aldığını öngörüyoruz”), net teslim tarihi ve tek tıkla kabul/ret bağlantısı. Reddetme seçeneğinin kolay olması da bilinçli bir tasarımdır: hızlı bir “hayır”, üç haftalık bir sessizlikten çok daha değerlidir — editör yedek hakeme üç hafta erken geçer.
Davet şablonunun bir kez özenle yazılıp sistemde durması, her davette aynı kalitenin otomatik korunması demektir. Kabul oranınızı tek başına kurtarmaz; ama davet başına birkaç puanlık iyileşme, yılda yüzlerce davet gönderen bir dergide haftalara denk gelir.
Kovalamayı sistemin işi yapın
Hakem krizi konuşulurken çözüm olarak sık sık büyük fikirler öne sürülüyor: hakemlere ücret, kariyer puanı, zorunluluk… Bunlar yayıncılık ekosisteminin tartışmaları ve bir editörün tek başına bekleyemeyeceği reformlar.
Editörün bugün yapabileceği şey daha mütevazı ama etkisi ölçülebilir: davetin isabetini artırmak, kabulün önündeki sürtünmeyi azaltmak ve kovalama işini insandan alıp sisteme vermek. Yirmi davetlik maratonları tümüyle bitirmez; ama her makalede editöre saatler, yazara haftalar kazandırır.
Kendi derginizin davet-kabul-dönüş sayılarını görmek — çoğu editör için ilk kez — başlı başına ufuk açıcıdır. Hakemlik modülünün bu tabloyu nasıl tuttuğunu görmek isterseniz demo talep edin.