Elmas açık erişim: yazarın da okuyucunun da ödemediği model
APC faturaları büyürken elmas (diamond) açık erişim yeniden sahnede. Modelin ne olduğu, dünyadaki yeri ve üniversite yayıncılığı için neden doğal bir uyum taşıdığı üzerine.
Açık erişim tartışmaları uzun süre tek soruya sıkıştı: “Okuyucu mu ödesin, yazar mı?” Abonelik modeli okuyucuya fatura keser; yaygın altın açık erişim modeli ise faturayı yazara (APC — makale işlem ücreti) döndürür. İkisinin de kaybedeni, bütçesi olmayandır.
Üçüncü bir yol hep vardı ama adı geç kondu: elmas açık erişim — makalenin yazardan da okuyucudan da ücret alınmadan yayınlandığı, maliyetin kurumlar, konsorsiyumlar ya da kamu fonlarınca karşılandığı model.
Sayılarla bugünkü tablo
Açık erişimin bütünü artık ana akım: STM’nin açık erişim panosuna göre 2024’te dünyadaki yaklaşık 3,9 milyon makalenin %40’ı altın açık erişimle yayınlandı; 2014’te bu oran %14’tü. On yılda dörde katlanan bir hacimden söz ediyoruz.
Ama büyümenin motoru ücretli model. Digital Science’ın Nisan 2025 analizi, APC’ye dayalı açık erişim üretimi 2020-2024 arasında yılda ~1 milyondan ~1,4 milyon makaleye çıkarken, elmas modelin yılda ~400 bin makale civarında yatay seyrettiğini gösteriyor. APC fiyatları da boş durmuyor: Delta Think verisine göre tam açık erişim dergilerin liste fiyatları 2025’e girerken ortalama %6,5 arttı.
Öte yandan elmas modelin gücü hacim istatistiklerinin gösterdiğinden büyük: dünyadaki açık erişim dergilerinin çok büyük bölümü — özellikle sosyal ve beşeri bilimlerde, ana dili İngilizce olmayan bölgelerde — APC almayan, kurum destekli küçük dergilerdir. Model marjinal değil; görünmez.
Türkiye zaten büyük ölçüde “elmas”
İşin ilginç yanı: Türkiye akademik yayıncılığı, adını böyle koymadan, dünyanın en büyük elmas açık erişim ekosistemlerinden birini işletiyor. DergiPark’ta barınan binlerce üniversite ve dernek dergisinin büyük çoğunluğu yazardan ücret almaz, okuyucuya ücretsizdir ve maliyeti kurum bütçesinden karşılanır. Tanımı gereği: elmas.
Bu, üniversite yayıncılığının doğasıyla da uyumlu. Üniversite yayınevinin amacı kâr maksimizasyonu değil, bilginin dolaşımıdır; APC modeli ise genç araştırmacıyı ve fonu kıt alanları eler. Elmas model, kamu kaynağıyla üretilen bilginin kamuya açık kalması ilkesinin en dolaysız uygulamasıdır.
“Ücretsiz”in gizli maliyeti: operasyon
Elmas modelin zayıf karnı finansmandan çok operasyondur. APC geliri olmayan derginin profesyonel yayıncı hizmeti satın alma gücü de yoktur; süreç yönetimi, dizgi, arşivleme ve web varlığı, editörün ve birkaç gönüllünün omzuna biner. Modelin “yatay seyretmesinin” bir nedeni fon eksikliğiyse, diğeri bu görünmez emeğin sürdürülemezliğidir.
Buradan iki pratik sonuç çıkıyor:
Birincisi: elmas dergi, verimli altyapıya en çok ihtiyaç duyan dergidir. Bütçesi olmayan derginin israf edecek emek saati de yoktur. Başvuruların, hakem takibinin ve sayı üretiminin sistemli akması, zengin dergiler için konfor, elmas dergiler için hayatta kalma meselesidir.
İkincisi: elmas ile gelir, birbirini dışlamaz. Aynı yayınevi, dergilerini elmas modelde açık tutarken kitaplarını satabilir; hatta aynı eserin dijitali açık erişimken basılısı satışta olabilir. Nasirus’ta bu hibrit kurgu doğal bir durumdur: bir dergi elmas modelde açık yaşayabilir, mağazada açık erişim yayınlar ücretsiz sunulurken basılı edisyonlar satılır, “açık erişim + basılı satış” tek ürün sayfasında bir arada yaşar. Açıklık bir ideoloji yarışı değil, eser bazında verilebilen bir karardır.
Sık sorulan üç soru
“Elmas modelde derginin geliri sıfırsa, kalite nereden gelecek?” Kalitenin teminatı gelir değil, süreçtir: ciddi hakemlik, seçici editörlük, düzgün üretim. Dünyanın en pahalı APC’li dergilerinde de zayıf makale yayımlanıyor; en mütevazı kurum dergisinde de kusursuz hakemlik işleyebiliyor. Gelir modeli ile değerlendirme titizliği arasında zorunlu bir bağ yok — bağ, kurumun süreç disipliniyle arasında.
“Yazardan ücret almıyoruz ama maliyeti kim üstleniyor, bunu beyan etmeli miyiz?” Etmelisiniz — hem şeffaflık hem indeks başvuruları için. “Dergi, X Üniversitesi tarafından finanse edilmektedir; yazarlardan hiçbir ad altında ücret alınmaz” cümlesi, derginin künye sayfasında durmalıdır. Bu beyan, yağmacı (predatory) dergilerle aranıza çizdiğiniz en net sınırdır.
“Açık erişime geçersek geçmiş sayılar ne olacak?” İdeal olan geriye dönük açmaktır; ama telif sözleşmeleriniz buna izin vermiyorsa, açık erişimi bir tarihten itibaren ileriye dönük başlatmak da meşrudur. Önemli olan, hangi sayıdan itibaren hangi lisansla açık olduğunuzun net beyanıdır.
Kuruma öneri: politikanızı yazılı hâle getirin
Elmas modeli fiilen uygulayan ama bunu hiçbir yerde beyan etmeyen çok kurum var. Oysa açık ve yazılı bir açık erişim politikası — hangi yayınlar açık, hangi lisansla (CC ailesinden hangisi), arşivleme nasıl — hem indeks başvurularında hem uluslararası görünürlükte somut karşılık üretir. Makale sayfasında lisans rozetinin görünmesi gibi küçük görünen ayrıntılar, derginin ciddiyet sinyalleridir.
Kurumunuzun açık erişim kurgusunu — neyin açık, neyin satışta olacağını — netleştirmek istiyorsanız konuşalım. “Hepsi açık olsun ama yayınevi de yaşasın” dengesinin kurulabilir olduğunu gösteren epey örnek birikti elimizde.