İçeriğe atla
This page is also available in English.View in English
Diese Seite gibt es auch auf Deutsch.Auf Deutsch ansehen
Yayıncılık28 Temmuz 2026 · 4 dk okuma

Değerlendirmede tarafsızlık: çift-kör hakemlik üzerine

Anonim değerlendirme akademik güvenin temeli. Çift-kör hakemliğin ne olduğu, neden hâlâ en çok tercih edilen model olduğu ve anonimliğin pratikte nasıl korunacağı üzerine.

Hakemlik modelleri tartışması, akademik yayıncılığın bitmeyen konularından. Açık hakemlik savunucuları şeffaflığın kaliteyi artıracağını söylüyor; tek-kör modelde hakem yazarı biliyor ama yazar hakemi bilmiyor; çift-kör modelde ise iki taraf da birbirinin kimliğini görmüyor.

Araştırmacıların tercihi bu tartışmada oldukça net. IOP Publishing’in 2024 hakemlik durumu araştırmasında katılımcıların %52’si çift-anonim (çift-kör) hakemliği tercih ettiğini söylüyor — açık hakemliğin epey önünde. Aynı araştırmanın bir başka bulgusu, tercihin nedenini de ima ediyor: 2024’te araştırmacıların %16’sı hakemlik sürecinde önyargı yaşadığını belirtmiş. Bu oran 2020’deki %24’ten düşük; iyileşme var ama sorun bitmiş değil.

Önyargı her zaman kötü niyet de değildir. Tanınmış bir ismin metnine daha hoşgörülü bakmak, bilinmeyen bir kurumdan gelen çalışmaya baştan mesafeli durmak — bunlar çoğu zaman farkında olunmayan eğilimlerdir. Çift-kör model tam bunun için vardır: metni, sahibinden bağımsız değerlendirmeye zorlar.

Türkiye’de çift-kör: tercihten öte, fiilî standart

Türkiye’deki akademik dergiler için çift-kör hakemlik çoğunlukla bir tercih meselesi bile değil. TR Dizin değerlendirme kriterleri her makale için — farklı kurumlardan olmasına özen gösterilerek — en az iki hakem şartı koşuyor ve hakem raporlarının gerçek bir bilimsel değerlendirme içermesini, süreç kayıtlarının saklanmasını istiyor. Dergilerin büyük bölümü yayın politikasında çift-kör modeli beyan ediyor. Yani soru “çift-kör mü olsun?” değil; “beyan ettiğimiz çift-körlüğü gerçekten sağlayabiliyor muyuz?”

Bu ikinci soru, ilkinden çok daha zorlu.

Anonimlik nerelerden sızar

Çift-kör hakemliğin kâğıt üzerindeki tanımı basittir; pratikte ise anonimlik onlarca küçük delikten sızar:

  • Dosyanın kendisi. Word dosyasının “yazar” alanında ad durur; PDF üstverisinde kurum adı gezer. Kapak sayfası çıkarılmıştır ama dipnottaki “bu çalışma X projemizin devamıdır” cümlesi durmaktadır.
  • E-posta trafiği. Süreç e-postayla yürüyorsa, bir “yanıtla” kazası ya da yanlış CC, aylarca titizlikle korunan anonimliği bir saniyede bitirir.
  • Dolaylı ipuçları. Hakeme giden yazışmada eser kodu yerine yazar adının geçmesi, revizyon dosyasının adının “aliveli_makale_v3.docx” olması…

Dikkat edin: bu sızıntıların hiçbiri kötü niyetle olmaz. Hepsi, anonimliğin insan dikkatine emanet edilmesinin doğal sonucudur. Ve dikkat, günde kırk başvuruyla uğraşan bir sekreteryanın en kıt kaynağıdır.

Sistemin işi: anonimliği dikkat meselesi olmaktan çıkarmak

Bizim bu konudaki yaklaşımımız net: çift-körlük bir nezaket kuralı değil, sistemin sahiplendiği bir kural olmalı.

Nasirus’ta hakem, ekranında yazarı değil eseri görür; yazar tarafında da hakemler “Hakem 1, Hakem 2” olarak yaşar. Yazışmalar sistemin içinde aktığı için yanlış CC diye bir kaza sınıfı yoktur. Anonimlik, sürecin başından sonuna kimsenin dikkatine emanet edilmez; sistem bunu kendi işi sayar.

Bunun bir yan faydası daha var: TR Dizin’in istediği süreç dokümantasyonu — kim atandı, rapor ne zaman geldi, karar nasıl verildi — anonimlik korunurken kendiliğinden birikir. Kayıt tutmak ile kimlik gizlemek, elle yürüyen süreçlerde birbiriyle çelişen iki iş yüküyken, sistemde aynı mekanizmanın iki çıktısıdır.

Çift-körün sınırları hakkında dürüst olmak

Modelin savunucusuyuz ama sınırlarını da söylemek gerek: çift-kör anonimlik, mutlak anonimlik değildir.

Dar alanlarda uzmanlar birbirinin çalışma çizgisini tanır; “bu üslup, bu veri seti, bu atıf örüntüsü” üzerinden yazarını tahmin eden hakem her zaman olacaktır. Öz-atıflar da (“önceki çalışmamızda göstermiştik ki…”) kimliği ele veren klasik açıklardandır — bu yüzden birçok dergi, değerlendirme nüshasında öz-atıfların nötrleştirilmesini ister.

Bu sınırlar modeli değersizleştirmez; hedefini netleştirir. Çift-körün amacı tahmin edilemezlik garantisi değil, teyit edilememe garantisidir: hakem tahmin edebilir ama bilemez; ve karar, isme değil metne yazılmak zorunda kalır. Sistemin görevi de tahmini kolaylaştıran kaçaklara alan bırakmamaktır ki hakemin elinde spekülasyondan başka bir şey kalmasın.

Bir de sürecin öbür ucu var: değerlendirme bitip eser kabul edildiğinde anonimliğin ne zaman ve nasıl kalkacağı da tanımlı olmalıdır. Üretim aşamasında yazarla çalışan ekip elbette kimliği bilir; ama hakemler, süreç bittikten sonra bile yazar-üretim yazışmalarının dışında kalır. Anonimlik bir aşama değil, bir duvar disiplinidir.

Model tartışması sürecek; disiplin tartışılmaz

Açık hakemlik deneyleri sürüyor ve bazı alanlarda değerli sonuçlar üretiyor; hangi modelin “doğru” olduğu muhtemelen alana göre değişen bir cevap. Ama hangi model seçilirse seçilsin değişmeyen bir şey var: derginin beyan ettiği modeli fiilen, istisnasız ve belgelenebilir şekilde uygulaması gerekir. Politika sayfasında “çift-kör” yazan bir derginin hakem daveti e-postasında yazar adının geçmesi, model tartışmasından bağımsız olarak bir güven sorunudur.

Kendi sürecinizde anonimliğin nereden sızabildiğini görmek için basit bir tatbikat öneriyoruz: son kabul ettiğiniz makalenin hakem sürecindeki bütün dosya ve yazışmaları açın, bir yazar gözüyle “beni buradan tanırlar mıydı?” diye okuyun. Sonuç sizi şaşırtırsa — çoğu dergiyi şaşırtıyor — anonimliği sistemle koruyan bir akışı konuşmak için bize yazın.

Diğer yazılar

RehberAkademik dergi nasıl kurulur? ISSN'den ilk sayıya, TR Dizin'e uzanan yolRehberBaskı, edisyon ve ISBN: 2. baskıda ISBN değişir mi?RehberDergi yönetim sistemi nedir? DergiPark, OJS ve ticari sistemler arasında seçim